NOKSANSIZ 90

Asiye Altuğ

Selçuk Üniversitesi
Radyo Programı (Eğitim, kültür, sanat, müzik, haber v.b.)

Programın Adı: Noksansız 90

Programın Konusu: 90’lı yıllara dair acı- tatlı hatıralar, hafızalara kazınan olaylar, özlemler ve günlük hayattaki toplumsal dönüşüm..

Programda yer alan röportajlar; sanatçı Yonca Evcimik ile yapılan röportaj da dahil olmak üzere röportajların tamamı bu program için yapılmıştır. Tüm röportajların ham hali saklıdır.

 

SİNYAL-JİNGLE/ Noksansız 90-Armağan Toprak ile Noksansız 90 başlıyor

ESP : Radyo Sahra’dan merhaba, ben Armağan Toprak ile Noksansız 90’a hoşgeldiniz. 05’’

GEÇİŞ MÜZİĞİ: Bizimkiler Dizisinden bir sahne- Sevim koş, kaçırıyorsun koş…03’’

ESP :

Şarkıları, dansları, sokak oyunları, televizyon dizileri, kıyafetleri ile bir yüz yılın son dilimiydi 90’lar. 20” (Zeynep- İnadı Bırak fona düşer 40’’

RÖPORTAJ: Biz 90’larda çocukken henüz mahaller binalara boğulmamıştı sokağımızdaki arsada oyun oynardık şehirler de bu kadar gürültülü değildi. Annelerimizin akşam bize camdan seslenmelerini duyabilirdik. 90’lar benim için çocukların rahatça oynayabildiği yıllardı. Ali mert bankacı…17’’

ESP :

El emeği göz nuru danteller süslerdi evimizi… Ben fiskos masa örtüsü diyeyim siz onu dantelli vitrin ile tamamlayın. Televizyonun, sehpaların üstünde, mutfak dolaplarında hatta banyoda bile beyaz, ince işçilik isteyen danteller… 17’’ (Mirkelam-Her Gece fona düşer 17”)

RÖPORTAJ: Üzerine dantel örtmemiş ise örülmemiş ve örtmemiş ise ayıptır yani… Demek ki evin hanımı ya da kızları beceriksiz. Efendime söyleyeyim o dönemin genç kızlarının çeyizlerinde mutlaka dantel iğne oyası vb. bir televizyon örtüsü bulunur. 35” (Nalan- Of Aman fona düşer 35’’)

ESP :

Gırgır diye bir şey vardı mesela… Çıkardığı sesten esinlenerek bu ad verilmişti bu pratik süpürgeye. İzmirli merhum sanayici Tacettin Hiçyılmaz’ın 1960’lardaki icadıydı… O yıllarda yapılan gırgır reklamına kulak verelim…16’’ (Sertap Erener- O Ye fona düşer 16’’)

 

GEÇİŞ MÜZİĞİ: Gırgır Reklamı- Gırgır girdi, dırdır bitti. Görüyorsunuz ya gırgır olan evde dırdır olmaz anlaşıldı mı ? 07’’

ESP :

Gırgırsız ev olur mu ? Girmediği ev kalmamıştı… Şimdilerde “katya” “sebastian” diye çağırdığımız robot süpürgeler yerini doldursa da gırgırın bir adı vardı… 11’’ (Sertap Erener- O Ye fona düşer 55’’)

RÖPORTAJ: Ben Pınar…Kabul ediyorum evet, o zamanlar gırgırın bir adı vardı ama şimdi Katya’nın Sebastian’ın da bir rahatlığı var ona ne diyeceksiniz? 11’’

 

ESP :

Sokak oyunu gerçeğimiz vardı mesela… kapı önlerinde ip atlayıp, toprak evlerin damında sek sek oynardık. Mandaldan robatlarla kendi oyuncağını icat eden, el atarisinde tuğla döşeyen bir nesildik... Sahip olduğumuz en nadide parçalar, komşu çocuklarından kazandığımız misketlerdi. Mavi önlük, beyaz yaka ne de önemli iki renkti hayatımızda…25’’ (Hakan Peker- Köylü Güzeli fona düşer 1’.57’’)

RÖPORTAJ: Merhaba Rüzgar ben… Anneme yardım etmek isteyip önlüğümü kendim ütülemeye kalktım ben ve ütüyü fişe taktım ısıttım sonra tam önlüğü ütüleyecektim ki ütü çok ısınmış tabi ben de çocuğum çok bilmiyorum ütüyü önlüğün etek kısmına arkaya koyduğum anda etek kısmına yapıştı kaldırdığımda böyle parlak bir ütü izi vardı. Islak bez ile sildik ama geçmedi. Annem bu duruma çok kızdı sana ceza sana yeni önlük almayacağım ve sen bu önlüğü giymeye devam edeceksin dedi. Ben nereden bakarsanız bakın 2 yıl arkasında bir ütü izi olan önlük ile okula gidip geldim 42’’

 

ESP :

Günlükleri ya da hatıra defterlerini karıştırmaya ne dersiniz? Rastgele bir sayfa açın ve “sevgili günlük” ile başlayan dünyanın en masum satırları arasında kaybolun… 11’’

RÖPORTAJ: Merhaba ben Sultan Göksu. Benim 90’lı yıllara ait bir günlüğüm var mesela size bu günlükten bir sayfa okumak istiyorum. 15 Şubat 1999… Sevgili günlük neler oldu neler sana anlatsam inanamazsın. Öncelikle o senin bildiğin bir mesele vardı ya o mesele öyle gelişmelere sahne oldu ki… Ayrıca yine senin bildiğin o diğer mesele de var ya öyle bir şey yaptım ki, hayatımda hiç yapmadığım bir şeyi yaptım. O hani kulağına söylemiştim ya… Hıh işte o mesele… Yani hiçbir şeyi anlatmadan her şeyi anlattığım büyük sırdaşım, günlüğüm. 90’larda bir çocuksanız herkese güvenemezsiniz, en güvendiğiniz sırdaşınız günlüğünüz olur. 44’’

 

 

ESP :

Artık silah muamelesi gören anne terliğini yemeyen var mı aramızda… “Geliyor terlik” deyince kaçacak delik arardık sinsice… 07’’ (Tarkan- Kıl Oldum fona düşer 1’.15’’)

 

RÖPORTAJ: Merhaba ben Dicle Kula… 90’ların ortasında ben ortaokula gidiyordum, ortaokulda bir çocuk ile kavga etmiştim. Bir arkadaşımın annesi de bizim okuldan telefonumuzu istemiş, ev telefonumuzu. O akşam evin telefonu sürekli çalıyor. Ben de bekliyorum tabi şikayet edeceklerini söylüyorlar çünkü… Açıyorum telefonu yanlış numara bir çalıyor yanlış numara, iki çalıyor yanlış numara, üç yine yanlış numara derken annem dedi ki ben açayım. Açtı telefonu dinliyor, bizim telefon bu arada kapının hemen girişindeydi… Bizim odamızda uzunca bir antrenin ikinci odası da bizim odamızdı. Ben de odanın kapısından gizlice anneme bakıyorum. Annem telefona sadece bir alo dedi ve sustu, yavaş yavaş elini ayağına götürdü, terliği çıkardı ve terliği attı. Terliği attı ama normalde o terliği o odaya isabet etmesi imkansız annem o terliği bir falsolu attı ve o terlik benim burnuma geldi. Okula mosmor bir göz ile gitmiştim bu anımı hiç unutmuyorum. Terlik denilince bizim ailece aklımıza gelen bu konudur. 1’ 08’’

 

ESP :

Kasetler… Ah o kasetler… Sevgiliye doldurulan karışık kasetler…05’’

GEÇİŞ MÜZİĞİ : Karışık Kaset filmi fragmanı- Ne bu? –Karışık kaset 06’’

 

ESP :

37 ekran tüplü televizyon bile dev ekran hissi veriyordu insana… Öyle sıcak yapımlar vardı ki; ev kızı Sıdıka ile onu çıldırtan ağabeyi Samim…10’’ (Barış Manço- Alla Beni Pulla Beni fona düşer 10’’)

GEÇİŞ MÜZİĞİ : Sıdıka dizi sahnesi- Kız bana bak aklıma bir fikri geldi. – Ne fikir mi ? –Evet.-Senin ? Ağabey çişin falan gelmesin, karıştırıyor olmayasın. Bana bak yumruk geliyor, ister misin ? 12’’

 

ESP :

Katili, Sevimi, Nazanı, Caferiyle Bizimkiler…05’’ (Bizimkiler dizisi jenerik müziği fona düşer 15’’)

RÖPORTAJ: Herkes her akşam sözleşmişçesine Cemil’in, Sabri Bey’in, Cafer’in, Şükrü’nün, Nazan Hanım’ın, Katilin, Ali’nin hikayesine ortak olurdu. 10’’

ESP :

Ve tabi ki Yonca Evicimik’in hayat verdiği Çılgın Bediş…05’’ (Çılgın Bediş dizi jenerik müziği fona düşer 45’’)

RÖPORTAJ: Ben Yonca Evcimik, namıdiğer Yoncivik de diyebiliriz. Çılgın Bediş bir gençlik dizisi gibi konuşuldu ama aslında draması çok yüksek bir diziydi. Aile ilişkileri, dede torun ilişkisi, arkadaş ilişkileri çok naif bir karakterdi aslında Bediş ve draması çok yüksek bir diziydi dediğim gibi… Dolayısıyla Bediş ve ailesi hakikaten herkesin hayatına dokundu. Onun için bugün bunu konuştuğumuz zaman ya da onunla ilgili bir şeyleri seyrettiğimiz zaman, işte jenerik müziğini dinlediğimiz zaman duygulanıyoruz haklı olarak. O yıllar sadece 90’lı yıllarda yaşayanlar için değil, 90’lıların çocukları da şuanda geçmişin ve 90’ların şarkılarını dinliyor. 42’’

 

ESP :

7’den 77’ye ile evlerimize konuk olan uzun saçlı bir adam vardı. “Adam olacak çocuklar”ın barış ağabeyiydi… Tüm dünyanın kapılarını o küçücük ekrandan yıllarca evimize taşıdı. 13’’ (Barış Manço- Bugün Bayram fona düşer 57’’)

 

RÖPORTAJ: Onunla aslında biz başka ülkeler olduğunu biraz da fark etmiştik ama bir de stüdyoda program vardı, hiç unutmuyorum. Ben de çok katılmak istiyordum o programa. Eğlenecektik, çok eğlenecektik. Ben de programa katılmak için mektup yazıyorum. Çünkü mektup yazılıyordu o dönemde. Ben Ankara’dayım Barış Ağabeyin çekimleri İstanbul’da…Ben mektubu yazıyorum aileme veriyorum. Onlar da mektubu gönderdiklerini söylüyorlar tabi ben bir ümit ile bekliyorum davet gelsin Barış Manço’nun programına gideyim diye ama maalesef o davet hiç gelmedi. Bir yaradır aslında kalbimde, tabi yıllar sonra öğreniyorum ki o mektup aslında hiç gönderilmemiş beni avutmak için gönderdik demişler. 44’’

 

 

 

ESP :

Kabuk bağlasa da kapanmayan yaralar, hafızalara kazınan olaylar… 05’’ (Selda Bağcan-Uğurlar Olsun fona düşer 40’’)

RÖPORTAJ: İsmim Duygu Genç, 52 yaşındayım. 90’lı yıllarda orta yaşlarını yaşamış birisi olarak o yılların benim için ne anlama geldiğini söyleyeyim bir iki cümle ile: Aydınlar, gazeteciler, akademisyenler birbiri ardına… Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı; sevgili hocam… Bunun gibi bir sürü olay yaşandı 90’lı yıllarda… Dolayısıyla 90’ları hatırlamak istememek mantıklı ama neler olduğunu anlayabilmek için de hatırlamak da lazım bence. 27’’

ESP :

Belki hüzünlü olacak ama yitirdiklerimiz anısına vedamızı uğurlar olsun ile yapalım. 05’’

GEÇİŞ MÜZİĞİ : Selda Bağcan-Uğurlar Olsun 18’’

ESP :

Özlemle anacağımız değil yarınlara taşıyacağımız anılar biriktirmeniz dileğiyle sevgiyle kalın…05’’

SİNYAL-JİNGLE/ Noksansız 90-Armağan Toprak ile Noksansız 90 sona erdi…

 

 

Radyo Programı (Eğitim, kültür, sanat, müzik, haber v.b.)